DEDEM, BEN VE ŞEMO
DEDEM, BEN VE ŞEMO 90'lı yılların sonlarıydı. Aylarca beklediğimiz gün nihayet gelmişti. Mongaya zer (sarı inek) bir küçük golık(buzağı) doğuracak ve hepimizin beklediği o golık(buzağı) erkek olacak ve onu besleyip kocaman bir boğa yapacaktık. Hayaller büyük, beklenti zirvede yani... Nenem Hejra'ya ha bire ineğimizin ne zaman doğuracağını sorup bıktırana kadar sonunda nenem dayanamayıp "ero laji xozî deyip beni başından atmıştı. Eee.. olacağı buydu. Derken bir gece vakti bir müjdeyle yatağımdan hızlıca kalkıp bir nefeste kendimi ahırda bulmuştum. Çok zamandan beri yolunu beklediğimiz aslan parçası golık(buzağı) gelivermişti. Hemen neneme sordum. "Daye nêro"? (anne erkek mi) "e lajemi" (evet oğlum) o an ne kadar sevindiğimi sizlere anlatamam... Artık bir boğamız olacaktı. Size mongaya zerden ( sarı inek) bahsedeyim önce; Mongaya zer çok değişik bir inekti çok akıllı ve hisleri kuvvetli bir inekti. Ailece onu çok severdik. Hele dedem Hacı Kadir üzeri...