BİREYSEL KÜLTÜR VE TOPLUMUN İNTİHARI-1


 

BİREYSEL KÜLTÜR VE TOPLUMUN İNTİHARI-1

Sanırım ülkenin yaşadığı son deprem afetiyle ilgili çok yazılar yazıldı ve çok şeyler söylendi. Benim de üzerinde uzun zamandır, mesai harcadığım toplumun dönüşümü ile ilgili çalışmalardan birkaç tanesini sizler ile paylaşabilirim. Belki de bu düşünsel devinim ile yeni bir başlangıca kapı aralayabiliriz.

Neolitik devrimden sonra giderek artan ve günümüzde pik yapan bireyselcilik yani ben merkezli bakış açısının yeniden ele alınıp bireysel olarak kendi savaşımızı verme zamanı geldi ve geçiyor. İnsanoğlu güç merkezli gelişimi eski çağlarda günümüze gelen ve bu haliyle de daha çok yıllar devam edecek bir olgudur. Tabi toplum bu kör karanlıkta kendini yenileyemezse toplumun hızla çöküşü ve böylelikle intiharı gerçekleşmiş olacak. Burada bazı kavramları açarak biraz daha halk dili ile daha iyi bir açıklama olacağından, öyle devam edelim. 

Kapitalist sistem sermaye sahiplerini korur ve yoksul kesimi hep sömürür. Ve böylelikle yoksullaşan halk kitleleri sağlık, eğitim, barınma, yoksulluk vb. sorunlar ile cebelleşerek aklı selim hareket tarzını yitirerek bir kimlik bunalımı yaşar. Hayatın zorlu mücadelesinde artık dayanışmadan söz edilemez. Örgütlülükten bahsedilemez. Reel sorunlardan uzaklaşıp artık kişisel basit meselelerin peşine takılan yığınların dünyası çok farklıdır. Bunu çok iyi bilen egemenler yani güç sahipleri (sermeye sahipleri, bürokratlar, yöneticiler, tarikat liderler, politikacılar) toplumu giderek kendi etki alanlarına alırlar. Hareket alanı kısıtlanan halk kitleleri egemenlerin özellikle medya ve kitle iletişim araçları ile bireyselcilik havuzuna çekilen yığınları adeta gözlerini boyar ve aklını alırlar. Bu dakikadan sonra artık bir düşman yaratma ve geri bırakılan yığınları bir hedefe yönlendirme  politikası ustalıkla işlenir. Artık bir düşman vardır. Ekonominin, yoksulluğun geri kalmışlığın sebebi işte bu düşmandır artık. Oysa servetlerine servet katan egemenleri sorgulamak kimsenin aklına gelmez. (Halk; çalıyorlar ama çalışıyorlar da söylemi sıradanlaşır.) Tabi bu düşünce tarzı bir anda halk kitlelerine empoze edilmez. Burada Medya çok önemli bir yer tutar. Medya ya hâkim iktidarlar her şeyi kontrol ederler. Ve istedikleri gibi toplumu hareket ettirirler. Bireyselcilik havuzunda boğulan yığınların aklı başında hareket etmesine müsaade etmezler. Burada aklı başında olan halkın içindeki devrimci liderleri egemenler tarafından şiddetle cezalandırılır ve halk giderek sindirilir. Bu duruma direnenleri de bir başka yöntemle etkisizleştirme planı devam eder. Burada artık kutuplaştırma siyaseti alttan alta işlenir ve toplum burada sen, ben, bizden, sizden diye kutuplaştırılır. Bu şekilde toplumun içindeki bireyselcilik, toplumsal çöküş ve intiharı tetikler. Sonuç olarak bu toplumu yaratan egemenler halktan uzak zengin bir yaşam sürer ve yandaşlarına ülkenin zenginliklerini peşkeş çekerler. Yoksulluktan beli kırılan halkın kemiğine bıçak dayanması ile yeniden bir diriliş ve isyan başlatır. Ve hep birlikte yaratılan bu toplum, onlarca yıl sürecek iç savaşlar (Suriye, Irak, Mısır, İran vb.), ölümler ve yoksulluk içinde gelecek aydınlıklı günler için mücadeleye tutuşur.

Ez cümle; Kişisel olarak, şapkayı alıp önümüze koyup yeniden yaşamı ele almalıyız. Hayatımızın her alanını yeniden kurgulamalıyız. En önemlisi eğitimi, ahlakı toplumda yeniden filizlendirip büyütmeliyiz. Aksi taktirde Para, mal-mülk şöhret ve cehalet denizinde boğulup gitmemiz çokta uzak değildir.

Sonrası bir uzun eyvahtır. Bir yanda evi barkı düzeni yıkılanlar. Açlığın yoksulluğun pençesinde yaşama tutunanlar. Diğer tarafta “Efem benim teknemin boyu 17 mt peki sizin? “Benimki 15 mt ama değiştireceğim. Hele şu yazlığı bir halledeyim.” Ve bir yandan da her kanalda 7-24 “Bu Bay Kemaal “diye başlayan serenatları ve arada “göklerden gelen bir kaaraar “kelimeleri dönüp, dönüp bizlere sunulacaktır.

FUAT YAMAN 

31/03/2023 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

DÊLVÊR - ÇINAR

TUYÊR- DUT AĞACI

WERS- ARDIÇ