Acılar kanıksanır mı?

 Acılar kanıksanır mı?

Ülkenin malum ekonomisin de her gün daha fazla fakirleşen insanlar olduğu gibi bir de servetine servet katan insanlar var. Bu dünyanın bir kanunu mu bu bilemem ama koskoca bir adaletsizlik cenderesinde yaşamlarımız hızla akıp gitmekte. Her gün artan fiyatlar, moral bozmakla kalmayıp, geleceğe yönelik hayalleri de törpülüyor. Eskiden 50-100 tl tutan bir ürün şimdilerde 300-400 tl tutuyor. Bu durumun uzaması insanı her şeyi sorgulamaya itiyor. Geçenlerde bir alışveriş yaptığım markette kafadan tahmini 400 TL civarı bir tutar düşünüyorken, kasiyerin "250 tl " demesiyle şaşkınlıkla "hanım efendi! bir yanlışın olmasın, tekrar bi bak" dedim. Bayan gayet kendinden emin "yok doğru" dedi. Ödemeyi yaptıktan sonra yolda emin olmak için tekrardan fişe baktım tutar gerçekten doğruydu. Sonra düşünmeye başladım. Çok geçmeden cevabı da buldum. Artık ellerin nasır tutup hissizleştiği gibi fiyatlara da alışmıştım. Tıpkı diğer insanlar gibi.. Fiyatı fazla beklerken biraz aşağıda olan  fiyatlara psikolojik olarak seviniyoruz bile.! Sonra bu konu hakkında düşüncelere daldım. Düşüncelerim beni ülkede neredeyse yarım asırdır devam eden düşük yoğunluklu savaşa getirdi. Her gün ana haber bültenlerinde şehit olan askerleri ve "etkisiz hale getirilen" gri ,turuncu, mavi, yeşil daha bin bir isim sözde.... diye başlayan..... Ve  anında intikamı alınan insanları düşündüm. Şehit olan asker sayısı bir ise son derece normal ve sıradan bir şekilde cenaze töreni yapılıyor. Sayı artınca yine gerçekten topluma hiçbir yararı olmayan magazin vari haber bültenleri acıklı arka fon müziği ile milyonların yüreğini daha fazla yakmaktan başka hiç bir işe yaramayan  haberleri sunup ardına "Enerjiii" diye başlayan milyonlara ulaşan paralara hızlı bir geçiş...  İşte  az önce içi yanan insanlar bu kez de öfkeyle ve şaşkınlıkla çaylarını yudumlamaya devam ediyorlardı. Peki ya neden 50 yıldır süren bu savaşı neden kimse sorgulamıyordu. Bu ölümler, bu sürgünler neden? ve yasaklar neden? Ve daha önemlisi neredeydi Anadolu irfanı? yoksa Anadolu irfanı dedikleri oy günü gidip oy verip, "Kazandık" deyip yine sessizce hayatına devam eden kişinin, kendini politik sanan ama aslında apolitik olması mıydı? Sonra yine düşündüm. Bu günlerde ve aslında yıllardır. İsrail Devletinin hiçbir hukuk tanımadan, çoluk çocuk demeden katletmesini düşündüm. Hele ki günümüzde artan teknolojik aletler yardımıyla vahşet artık ellerimizde(hizmete bak). İnsanı dehşete düşüren bombalamalar, paramparça olmuş bedenler. Çocuk cenazeleri daha neler neler... Ama yine tık yok... Ülkesinde yaşanan onlarca haksızlık karşısında susanlar. Fikir olarak kendine daha yakın insanlara yapılan bu haksızlığa sessiz mi duracaktı.? Bir kaç miting o da eğer kendi partisi düzenlememiş ise pencereden kafasını çıkarmayan yığınlar... Sonra anlamsız boykot naraları ve sonuç yine unutulan, kendi haline bırakılan acılar... Çünkü ateş düştüğü yeri yakardı. Sonra bana dokunmayan yılan bin yaşardı.. Cuma günü haricinde birleşip slogan atamayan kitleler. Yine "gavurun" icadı telefon ve sosyal medya platformlarıyla lanetleme sırasında kaynak yapmaktan ileri gidemediler.  Hepimizin gözleri önünde yaşanan bu haksızlığa da alıştık. Çünkü biz daha öncesinde  Gar katliamına, Roboskî'ye, yanan binlerce köye, Ceylan Önkola, Uğur Kaymazlara da, Aybüke öğretmelere de, 11 aylık Mustafa Bedirhan bebeğe de ve daha binlerce  acılara da alıştık. Hatta o acıya isim bile taktık. "Cumartesi Anneleri" diye..

Evet yazıyı sonuna  kadar okudun mu güzel kardeşim? Biliyorum gerçek biraz seni acıtmış olabilir ama şunu bil haksızlığa karşı susarsan işte o zaman, acılar kanıksanır mı?  deme,  evet kanıksanır...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

DÊLVÊR - ÇINAR

TUYÊR- DUT AĞACI

WERS- ARDIÇ