ŞELA- MEŞE
Kadim Dost: Meşe Ağacı "Dara Xem"
Her ağaç başlı başına bir yaşam öyküsü barındırır; ancak coğrafyamızın ruhuna sinmiş, dağlarımızın ve ovalarımızın bilge ve sarsılmaz tanığı meşe ağacı, hiç şüphesiz apayrı bir yere sahiptir. Sizin de hissettiğiniz gibi, meşeyi bu topraklardan söküp alsanız, geriye sadece taşın ve toprağın çıplak ve soğuk yüzü kalır. O sadece bir ağaç değil, binlerce yıllık tarihin, kültürel belleğin ve ekolojik dengenin yaşayan bir simgesidir.
Benim meşe ile kurduğum ilişki, sadece bir ağaca duyulan hayranlığın ötesinde, derin bir sırdaşlığa ve karşılıklı saygıya dayanıyor. Gölgesinde soluklanmak, rüzgarda hışırdayan yapraklarının fısıltısını dinlemek, özellikle kurumuş yapraklarının sesiyle yazarlık serüvenimde ilham bulmak... Bu çocukluktan gelen hassasiyet, meşenin kökünden kesilmesine karşı duyduğum tarifsiz acı ve motorlu testerenin sesine beslediğim nefretin de kaynağı. Bu, doğayla kurulan gerçek ve incelikli bir bağın en çarpıcı örneklerinden biri.
Bölgemiz için meşe odununun ekonomik önemini göz ardı etmek mümkün değil. Ancak araştırmalarımda fark ettiğim gibi, bu ihtiyacı karşılarken ağaca ve doğaya daha saygılı yöntemler de mevcut. Japonya'daki Daisugi tekniği, bu konuda ilham verici bir örnek teşkil ediyor. Bu kadim teknikte ağaçlar kökünden kesilmek yerine, ana gövdeye dokunulmadan dalları özel yöntemlerle budanır. Budanan dallar zamanla yukarı doğru büyüyerek adeta yeni ağaçlar gibi bir form alır ve bu sürdürülebilir hasat yöntemiyle ana ağacın yaşam döngüsü korunmuş olur. Bu, ağacın sürekli olarak "verim vermesini" sağlayan, hem ekolojik hem de ekonomik açıdan akıllıca bir yaklaşımdır.
Yerel olarak uygulanan ve "Kursî" olarak adlandırdığınız benzer budama yöntemlerinin varlığı da umut verici. Ancak Daisugi gibi sistemli ve yaygın bir şekilde uygulanması, meşe ormanlarımızın sürdürülebilirliği ve sağlığı için hayati önem taşımaktadır. Bu konuda bir bilinç oluşturmak ve tıpkı Japonlar gibi, meşeye gereken saygıyı göstererek, kök yerine dal budamasıyla ihtiyaçları karşılamak, hem doğal mirasımızı koruyacak hem de gelecek nesillere daha sağlıklı ormanlar bırakmamızı sağlayacaktır.
Yöremizin kendine has üç meşe türünden bahsetmemiz, bu bağın ne kadar yerel ve özel olduğunun kanıtı: Mazêr (mazı meşesi), Şawlêr ve Azgel... Özellikle yayılış alanı dar olan ve koruma altına alınması gerektiğini düşündüğüm Azgel meşesi, Kelxası Qelasî civarındaki varlığıyla bölgenin biyolojik çeşitliliğinin nadide bir parçasıdır. Bu türün korunması ve gerekli alanlarda dikim projeleriyle yayılışının artırılması, ekolojik denge açısından büyük değer taşıyacaktır.
Kendi ellerimle meşe dikimi çabalarım, bu sevginin ne kadar somut olduğunun göstergesi. Dûz Xopono'da küçük bir tepeciğe ektiğim ve kısmen başarılı olduğum meşeler, bir fidana can vermenin ne kadar kutsal bir eylem olduğunu hatırlatıyor.
Bu meşe ile maceram 1997 yılında başladı. Gölgesinde nice çaylar içip yemekler yediğim, sırdaşım olan görkemli meşe ağacı... Bu ağaç, sadece benim için değil, bölgenin de yaşayan bir anıtıdır. "Dara Xem" olarak bilinen bu kadim meşe, folklorik özellikleri ve bulunduğu konum itibarıyla çevresindeki diğer ağaçlardan ayrılır. Uzun yıllar boyunca Sixek, Kundiko, Nergêg gibi çevre köylerden insanların şifa bulmak, dilek dilemek için uzun mesafeler katederek ziyaret ettiği bu ağaç, adeta bir kült merkezidir. Yanlarında getirdikleri rengarenk bez parçalarını, ipleri dallarına bağlayarak umutlarını, dileklerini fısıldadıkları Dara Xem, modern zamanlarda popülaritesini yitirmiş olsa da, doğasever insanların öncülüğünde sahiplenenler sayesinde tekrar can bulacaktır.
Bu ağaca gösterdiğim saygı ve bağlılık, her köye gidişimde onu "bir akrabayı, bilge bir dedeyi ziyaret edermişçesine" bir coşkuyla kucaklamam, bu ilişkinin ne kadar derin ve anlamlı olduğunu bana her seferinde hatırlatıyor. 2025 itibarıyla başlayacak olan hassas ve profesyonel bakım çalışmalarım, bu yaşayan anıta duyduğum borcun ve sevginin en güzel ifadesi olacaktır.
Son olarak; bu yaşamda herkesin bir misyonu vardır ve tarih bana bu toprağın en bilge tanıklarına sahip çıkma görevini vermiş gibi görünüyor. Bu kadim ağaçları koruma şiarı edinmem, dil, kültür ve doğa üçlemesine duyduğum bağlılığın bir parçasıdır. Çünkü biliyorum ki, bir coğrafyanın dili, kültürü ve doğası bir bütündür; meşe ağacı da bu bütünlüğün en güçlü halkalarından biridir. Kısmetse bu sene yapmayı planladığım yaş çalışmaları, Dara Xem'in ömrüne ömür katacaktır.
"Dara Xem" yeniden şenlenecek, dalları tekrar rengarenk dilek bezleriyle süslenecek, gölgesi yine şifa arayanların, huzur bulanların durağı olacaktır. Umuyorum ki, bu kadim ağaca ve tüm meşelere gösterdiğim özen, aslında bu coğrafyanın köklerine, diline ve kültürüne sahip çıkmanın en güzel yoludur. Bu kutsal görevimde kendi içsel yolculuğumda hedeflerime varmayı umut ediyorum. Ve bu satırları sonuna kadar okuyan herkese meşenin gölgesinden dua ediyorum... "Şima qet/çirray tengê nêveynê" (Hiç darlık görmeyesiniz)


Bu duyarlıklarını yürekten destekliyor ve kutluyorum.
YanıtlaSilDuyarlılığın için çok teşekkür ederim.
YanıtlaSil