Bir Hakikat yolcusuyum-1

 

Hakikatin İzinde: Bir Çeşme, Bir Ağaç, Bir Ömür

"Ben sadece bir çeşmeyi tamir etmiyorum; suyun kaynağındaki saflığı arıyorum. Sadece bir ağacı budamıyorum; yaşamın nasıl filizlendiğini anlamaya çalışıyorum."

Bölüm - 1

Bir hakikat yolcusuyum; vişne mermerin ardından savrulan tozlu yolların tanığıyım. Kuruyan çeşme başlarında ve asırlık ağaçların gölgesinde hakikati arıyorum. Onardığım her taşta, yarasına merhem olduğum her dalda, suladığım her kökte o hakikatin izini sürüyorum. Şimdi hikâyeyi başa sarıyorum...

İnsan, yaşadığı çevre ile çok güçlü bağlar kurar. Bu bağın bende çok daha farklı olduğunu hissettiğimde; yüreği sevgiyle atan, gözlerine İnce Memed çelik ışıltısı yansımış, 10-12 yaşlarında bir çocuktum. Çobanlığa attığım o ilk adımla bağlarım daha da perçinlendi. Yürüdüğüm her yol beni daha da olgunlaştırıp bilge kıldı. Köyün sığ düşüncelerini elimin tersiyle itiyor, basit yaklaşımları asla tasvip etmiyordum. İyiyi ve güzeli, elimdeki doğruluk feneri ile arayacaktım; öyle de yaptım.

Fikirlerimin çoğunun kaynağı, ilk felsefe öğretmenim olan evimizin kara gözlü eşeğiydi. Evet, bunu gerçekten söylüyorum; ağzı var dili yok, gün boyu durmadan çalışan ve her zaman küçümsenen o canlı... Onunla kurduğum bağ ve yaşadığım toplum arasındaki çelişkiler beni müthiş bir düşünceye sevk etti. Bir eşeği "hak" ile düşündüğünüzde, evrenin sırlarına dair önemli ipuçları elinize geçecektir.

Köyümüz Elazığ'a bağlı Alacakaya ilçesinin bir köyüdür. 1960 yılında ismi Altıoluk olarak değiştirilmiş olsa da kadim ismi hiçbir zaman eskimemiştir: Köyümüzün orijinal ismi Kelxasi’dir.

Kendi hakikat arayışımı üç ana başlık altında ele alıyorum: Dil, Kültür ve Doğa. Bu üçleme hepimizin ortak hakikatidir. Aralarındaki ilişki öylesine derindir ki; biri olmadan diğerini kavramak imkânsızdır. Bu ilişkiyi bir zincir gibi düşünebiliriz:

  • Doğa imkân sunar,

  • Kültür bu imkânları işleyerek bir kimlik oluşturur,

  • Dil ise bu kimliği koruyup nesilden nesile aktararak zihnimizde dünyayı inşa eder.

Her çalışmam, her yazım bu istikamettedir. Yazılarımı okuyanların kendilerinden bir parça bulmalarının temel sebebi de budur. Başlatmış olduğum projelerin somut bir hale gelmesi bazen birkaç yılı buluyor. İmkanlarım el verdiği sürece daha kapsamlı çalışmalar yapmayı hedefliyorum; bunu zaman gösterecek. Ancak şunu açıkça belirtmeliyim: Ben bu çalışmalara bir yazar veya aydın olmanın ötesinde, varoluşsal bir çabayla bağlıyım. Bu uğraşın bende bir yaşam felsefesi yarattığını görüyorum.

Kelxasi köyünün asırlık çınarı: Ulu Dilver. 20 Aralık 2025 tarihinde İstanbul'dan Elazığ'a yaptığım uzun yolculuk sonrasında, tarihin bana yüklediği misyonla çocukluğuma verdiğim sözü tutuyorum. Daha önceden planladığım budama ve temizleme çalışmalarıyla ulu ağacımızın sağlıklı yaşaması için gerekli müdahaleleri yaptım. Yaklaşık yarım tona yakın yükü gövdesinden alarak ağacı hafiflettim. Kurumuş dalları kestim ve kesilen yerleri çam katranı ile koruma altına aldım.

Unutulmamalıdır ki; bu tür asırlık ağaçlara yaklaşım ciddiyet ister. Gelişigüzel budama, faydadan çok zarar getirir. Yeni formuyla güzel çınarımız en az 100 yıl gençleşmiştir. Bu kutlu görevde bana eşlik eden halam Hatun’a ve halaoğlu Berat Şengün’e teşekkürü borç bilirim.

Lütfen bu ağacın gövdesine yazı yazmayalım, etrafında ateş yakmayalım. Onu korumak ve güvenliğini sağlamak hepimizin görevidir.

Kalın sağlıcakla.






Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

DÊLVÊR - ÇINAR

TUYÊR- DUT AĞACI

WERS- ARDIÇ