Kayıtlar

GASTAR...

Resim
  Gastar… Baharın tazeliğiyle yeşeren doğa, meşe ağaçlarının gölgesinde yeni bir sabırla büyüyor. Meşe ağacı, bu coğrafyanın kadim ağacıdır. Yapraklarının hışırtısında binlerce yıllık hikaye saklıdır. Yöre insanıyla bütünleşmiş, onların derdiyle hemhal olmuş, yanı başında bin derman olmuştur. Onun yaşamı, sade ve kendi halindedir. Bu yönü ile birazda ona benzemişizdir. İlkbaharda, meşe ağaçları yapraklarını vermeden toprak adeta çıplaktır. Ancak havalar ısındığında, meşeler tomurcuklanıp yapraklarını açtığında, baharın gelişi müjdelenir ve mühürlenir. Bu, yörenin hayvanları için de müjdeli bir haberdir. Özellikle keçiler için, meşe yaprakları en sevilen besin kaynağıdır. Meşe ağacının yaprakları o kadar sıktır ki, güneş ışıkları geçemez. Bu nedenle, gölgesi her zaman serindir. Yöre insanı da bu özelliği bilir ve yazın evlerinin balkonlarına (ortmi) meşe yapraklarından çardaklar( kom) kurarak güneşten korunur. Arada esen ılık bir yel, kurumuş meşe yapraklarını öyle güz...

Bir Hakikat yolcusuyum-2

Resim
Hakikatin İzinde: Bir Meşe ve Bin Dilek Hakikatin izinde; yalnız bir meşe ve dallarında asılı onlarca dilek... Ansızın Pepuk kuşunun sesiyle, ufak bir patika yolunda kaybolursun. Baharın sarhoşluğuyla tabiat ananın en mutlu olduğu günlere selam durursun. Bazen bir kelebeğin, bazen bir kurbağanın neşesi alır seni, kapının önüne koyar. Oysa bilirsin; duvarları sağlam, soğuk yayla evlerinin varlığıyla yüreğine bir gam daha eklenir. Ama umudun gölgesiyle sen, yine yarınlara koşarsın. Güneş batarken bir yanda Faqîr Kitan’ın gölgesi hızla seni sarmalar. Sen hâlâ Meydonek, Tervelek yokuşunda bir çobanaldatanın izini süredur; çoktan yazılmış olan, yine gözlerinin önünde serilidir. Bir karanlığa daha gebedir gece, bir İshak kuşunun derin sesi bir cırcır böceğinin sesine karışırken; terlemiş kara lastik ayakkabıların ve elinde bir meşenin eğri büğrü sopasıyla yürü işte... Son dermanınla yürü. Hepsi sana kâr kalacak gözleri çelik ışıltılı çocuk; hepsi sana kâr kalacak. Nenem, Meşe ve Şifa Bir bah...

Bir Hakikat yolcusuyum-1

Resim
  Hakikatin İzinde: Bir Çeşme, Bir Ağaç, Bir Ömür "Ben sadece bir çeşmeyi tamir etmiyorum; suyun kaynağındaki saflığı arıyorum. Sadece bir ağacı budamıyorum; yaşamın nasıl filizlendiğini anlamaya çalışıyorum." Bölüm - 1 Bir hakikat yolcusuyum; vişne mermerin ardından savrulan tozlu yolların tanığıyım. Kuruyan çeşme başlarında ve asırlık ağaçların gölgesinde hakikati arıyorum. Onardığım her taşta, yarasına merhem olduğum her dalda, suladığım her kökte o hakikatin izini sürüyorum. Şimdi hikâyeyi başa sarıyorum... İnsan, yaşadığı çevre ile çok güçlü bağlar kurar. Bu bağın bende çok daha farklı olduğunu hissettiğimde; yüreği sevgiyle atan, gözlerine İnce Memed çelik ışıltısı yansımış, 10-12 yaşlarında bir çocuktum. Çobanlığa attığım o ilk adımla bağlarım daha da perçinlendi. Yürüdüğüm her yol beni daha da olgunlaştırıp bilge kıldı. Köyün sığ düşüncelerini elimin tersiyle itiyor, basit yaklaşımları asla tasvip etmiyordum. İyiyi ve güzeli, elimdeki doğruluk feneri ile arayacaktım;...

Uğurlu tavşan ayağı- 5

Resim
Son kuru meşe kütüğü de közlendi. Son hikaye de söylendi. Kelxasi boylu boyunca kar altında. Dışarıda yine eskilerin o mistik havası. Ansızın başlayan kar şiddetini artırmış; bu şekilde yağmaya devam ederse belli ki sabaha bir çizme yağacak gibi. Soğuk pencere aralığından, ışığı cılız sokak lambalarının aydınlattığı kar tanelerinin telaşını izliyorum. Gece sessiz, gece kıpırtısız... Sadece toprak damları döven kar tanelerinin kıpırtıları ve yanan sobanın usul usul sesi geceye yayılıyor. Bir de uzakta Çemi Bexro ’nun sesi duyuluyor. Bir başka telaşı da Çemi Bexro 'da görüyorum. Nenem Hejra , bir meşe kütüğünü daha sallıyor kuzine sobaya. Soba tekrar kaldığı yerden ağır ağır başlıyor yanmaya. Yanan meşe kütüğünün alev yansıması duvarları geziyor, sonra Şivaklar ’a uğruyor. Daha sonra bir aralık bulup toprak damların vefakar kavak tomruklarında kalıyor. Nenem Hejra : " Bu şekil de yağarsa sabaha 1 metre yağar, " diyor. İçimi bir mutluluk kaplıyor. Soğuk pencereden geceye d...

Kromun öğretileri-1

Resim
Kromun Öğretileri - 1 Yine ansızın gözlerimde beliren o eski zamanların gri, siyah ve beyaz günlerine bir aralık bulup sızıyorum. Hani şair diyordu ya: " İlkokulun o tebeşir kokan yılları " diye. Gelin hep birlikte eskimiş bir sayfayı açalım. Eski Guleman'ın şen şakrak ve her ne kadar kalabalık olsa da aslında ölümüne sessiz o günlerine gidelim. Sanırım biraz somun kokusu , biraz da meşe kütüğü yanığı ile birlikte o güzel mis koku sizlere kadar ulaşmıştır. Şark Kromları İlköğretim Okulu; o şaşalı zamanları ile yaz ve kış her mevsim bir fırtına uğultusu ile karşılardı bizi. Çoğu zaman futbol oynadığımız taşlı ve tozlu sahanın bir kenarı ölümüne uçurumdu. Her top oynayışımızda o zalim rüzgarın hıncına uğrayan hafif plastik topumuz çoğu kez uçurumdan aşağı giderdi. Vay ki ayağına hakim olmayana! Bir de getirmesi ayrı macera... Her birimiz gariban, hani böyle ağırca bir top olsa belki fırtınaya diz çökmez ama nerede; o Mikasa marka topu alacak para ya da olsa hele bir ...

ORADA BİR KÖY VAR, ŞİMDİ DAHA UZAKTA

Resim
ORADA BİR KÖY VAR, ŞİMDİ DAHA UZAKTA. Bazen rüzgârın hışırtısı, bazen bir sonbahar yaprağı , bazen de ilkbaharın kendine has taze kokusu beni eskilere sürükler. Bu, bir anlığına gelen muhteşem hislerle kendimi klavyemin başında bulurum. Gecenin sessizliğinde, beynime işlenmiş ishak kuşunun derin, anlamlı ve kesik kesik sesi yüreğime dokunur. İşte o an ellerim ve aklım , yaratıcı bir işbirliğine en açık olduğu andır. Çocukluğunu köyde geçiren herkes, bu yaşamda bazı sebeplerden dolayı birkaç adım öndedir; bu durum, derin bir maneviyatla ilgilidir. Örneğin, sonbahar bizde bağbozumu mevsimidir. Uzun kış gecelerine hazırlıklar sonbaharla başlar, ta ki ağaçtan son yaprak düşene kadar. Sonra gözler, karın gelişini süzer. İlkin uzak dağlar haber verir, giderek tepelere serpilir ve yaklaşır; nihayet bembeyaz kar yağar. Bir zamanlar, ilk kar düştükten sonra ancak Mart sonu gibi toprağı görürdü gözlerimiz. Kış uzun sürerdi, bitmek bilmezdi. Yalnızlığımız uzardı. Her hane, kendi iç dünyas...

Bizêmkêr- Karaağaç

Resim
Elazığ'ın / Xarpet ilinin Alacakaya /Xulemo   ilçesine bağlı Altıoluk/Kelxasi köyünde, yerel olarak  Zeydo  diye bilinen coğrafi bölgede, iki anıtsal  karaağaç  yükseliyor. Kirdkî-Zazakî dilinde  Bizêmkêr  adını taşıyan bu kadim ağaçlar, yörenin simgesi hâline gelmiş. Bölgede pek yaygın olmayan karaağaç türünün, özellikle su kaynakları bakımından zengin dere yataklarında tutunarak burada böylesine görkemli bir gelişim göstermesi oldukça dikkat çekici. Bu iki ulu ağacın ortalama yaşı yaklaşık 280 civarında. Net bir rakam olmasa da, aynı yerde uzun yıllar boyunca gelişimlerini sürdürmeleri, bulundukları özel alan ve türlerinin nadirliği, onları birer  anıt ağaç  yapmaya yetiyor. Onlar sadece birer ağaç değil, aynı zamanda yörenin tarihine sessiz tanıklık eden, her bir dalında nice anıları barındıran yaşayan miraslar. Güneşli yaz günlerinde çobanların ve hayvanların doğal sığınağı olan bu ulu gölgeler, serin bir soluklanma noktası sunuyor. İnsan...